Modern Türk şiirinde doğa imgesi, tarihsel olarak metaforik, mistik ve estetik düzlemler üzerinden anlam kazanan bir unsur olmuştur. Ancak Nurullah Genç’in Çiçekler Üşümesin adlı şiir kitabı, bu imgeyi modern Türk şiirinin geç dönem poetik eğilimleri içinde yeniden konumlandırır. Genç’in şiirlerinde doğa, artık yalnızca insanın duygusal veya düşünsel dünyasının yansıması değil; kendi anlam üretme potansiyeline sahip, algılayan ve tepki veren bir varlık olarak belirir. Şair, doğa unsurlarını insani duygu ve eylemlerle özdeşleştirmek yerine, onların bağımsız varlık alanlarını görünür kılar. Bununla birlikte şiirlerde kullanılan antropomorfik söylemin yani doğaya insana özgü nitelikler atfeden şiir dilinin romantik bir kişileştirme olarak kalmadığı; insanla doğa arasındaki sınırları dil düzeyinde eriten bir poetik stratejiye dönüştüğü hissedilir. Bu çalışmada Genç’in şiirlerinde kullanılan antropoformik dilin doğaya yüklenen insani özelliklerin ötesinde, doğayla insan arasındaki varoluşsal ortaklığı da görünür kılan bir bakış açısı sunduğu iddia edilmiştir. Ayrıca şiirlere hâkim olan, antropoformik temelli poetik strateji Émile Benveniste’in “dilde özneleşme kuramı” bağlamında incelenmiş ve Genç’in şiirlerinde doğanın özne konumuna yaklaşma biçimleri çözümlenmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak Benveniste’in özne ve söylence kuramı çerçevesinde, Genç’in şiirlerinde doğanın yalnızca temsil edilen bir nesne değil, konuşan, duygulanan ve varoluşunu dil aracılığıyla kuran bir özneye dönüştüğü; Genç’in “ben” ve “doğa” arasında kurduğu bağın, yalnızca bir benzetme ya da duygusal bir yansıtmadan ziyade ontolojik bir birliktelik önerdiği ve bu şiir dilinin hem insan hem doğa için ortak bir bilinç alanı yarattığı iddia edilmiştir.
Bu makale için ayrıca gelişmiş bir benzerlik araması başlat yapabilirsiniz.